ARZU BAL
Köşe Yazarı
ARZU BAL
 

İÇİMİZDEKİ ÇOCUĞU KIRMAMAK

ARZU'nun Köşesi   İçimizdeki Çocuğu Kırmamak Çocukların gözlerinde bir ışık vardır. Saf, hesapsız, çıkarsız bir sevgiyle bakan, sorgusuz güvenen bir ışık. Bir çocuğun gülüşü dünyadaki en gerçek şeydir belki de. Ne yazık ki, büyüdükçe o ışık giderek soluyor. Toplumun kuralları, öğretileri, beklentileri derken çocukken sahip olduğumuz o içtenlikten uzaklaşıyoruz. Çocukken en küçük şeyler bile mutlu ederdi bizi. Bir balon, bir dondurma, yağmurda ıslanmak ya da gökyüzüne bakıp şekiller hayal etmek… Oysa büyüdükçe mutluluk daha zor ulaşılır bir şeye dönüşüyor. Daha çok şeye sahip olsak da o eski saf sevinci bulmakta zorlanıyoruz. Peki neden? Çünkü büyüdükçe, içimizdeki çocuğu incitiyoruz. Toplum bize nasıl olmamız gerektiğini öğretiyor; gülüşümüzü kontrol altına alıyor, hayallerimizi küçümsüyor, duygularımızı saklamayı öğütlüyor. “Büyüdün artık, çocuk gibi olma” diyorlar. Oysa içimizdeki çocuk, en saf halimizdir. İçimizdeki çocuğu korumanın yolları var aslında. Küçük şeylerden mutlu olmayı unutmazsak, gülmeyi ertelemeyip sık sık yaparsak, yargılamadan sevmeyi başarabilirsek belki de o masumiyet bizden hiç gitmez. Çocukken çok sevdiğimiz şeyleri yapmaya devam edersek – mesela resim yapmak, müzik dinlemek, oyun oynamak ya da hayal kurmak – içimizdeki çocuğu yaşatabiliriz. Unutmayalım ki içimizdeki çocuk ne kadar mutlu olursa, biz de o kadar gerçek oluruz. O çocuğu kırmadan, ona kulak vererek yaşamaya devam edelim. Çünkü dünya, çocukların sevgisiyle ve içimizde yaşattığımız o saf mutlulukla daha güzel bir yer olabilir.
Ekleme Tarihi: 02 Mart 2025 - Pazar

İÇİMİZDEKİ ÇOCUĞU KIRMAMAK

ARZU'nun Köşesi

 

İçimizdeki Çocuğu Kırmamak

Çocukların gözlerinde bir ışık vardır. Saf, hesapsız, çıkarsız bir sevgiyle bakan, sorgusuz güvenen bir ışık. Bir çocuğun gülüşü dünyadaki en gerçek şeydir belki de. Ne yazık ki, büyüdükçe o ışık giderek soluyor. Toplumun kuralları, öğretileri, beklentileri derken çocukken sahip olduğumuz o içtenlikten uzaklaşıyoruz.

Çocukken en küçük şeyler bile mutlu ederdi bizi. Bir balon, bir dondurma, yağmurda ıslanmak ya da gökyüzüne bakıp şekiller hayal etmek… Oysa büyüdükçe mutluluk daha zor ulaşılır bir şeye dönüşüyor. Daha çok şeye sahip olsak da o eski saf sevinci bulmakta zorlanıyoruz.

Peki neden? Çünkü büyüdükçe, içimizdeki çocuğu incitiyoruz. Toplum bize nasıl olmamız gerektiğini öğretiyor; gülüşümüzü kontrol altına alıyor, hayallerimizi küçümsüyor, duygularımızı saklamayı öğütlüyor. “Büyüdün artık, çocuk gibi olma” diyorlar. Oysa içimizdeki çocuk, en saf halimizdir.

İçimizdeki çocuğu korumanın yolları var aslında. Küçük şeylerden mutlu olmayı unutmazsak, gülmeyi ertelemeyip sık sık yaparsak, yargılamadan sevmeyi başarabilirsek belki de o masumiyet bizden hiç gitmez. Çocukken çok sevdiğimiz şeyleri yapmaya devam edersek – mesela resim yapmak, müzik dinlemek, oyun oynamak ya da hayal kurmak – içimizdeki çocuğu yaşatabiliriz.

Unutmayalım ki içimizdeki çocuk ne kadar mutlu olursa, biz de o kadar gerçek oluruz. O çocuğu kırmadan, ona kulak vererek yaşamaya devam edelim. Çünkü dünya, çocukların sevgisiyle ve içimizde yaşattığımız o saf mutlulukla daha güzel bir yer olabilir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve worldwideweb.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.